Orhan Pamuk: En sevdiğim kitap Anna Karenina, en sevdiğim yazar Borges
Orhan Pamuk, The Times’ın “Kültürel yaşamım” anketine cevap verdi. “Güzel bir akşamı heba ettiğim durumlar” sorusuna “Herkesin açık bir biçimde ya da kılık değiştirmiş bir biçimde Erdoğan fanatiği olduğu çeşitli Türk televizyon kanallarında siyasi tartışmaları izleyerek çok ama çok akşam harcadım” diye cevap verdi.

Serbestiyet’ten Hasan Ayer’in çevirisine göre Pamuk’un ankette verdiği yanıtlar şöyle:
*En sevdiği yazar: Jorge Luis Borges.
“Edebiyatın kendisine ait bir metafiziği olması gerektiğini anlamamı sağladı. Öte yandan Borges, roman okumanın zevkini neredeyse hiç tatmamıştı zira Borges için bir roman, olay örgüsü dışında başka hiçbir anlama gelmiyordu. Ben bir romancıyım. Bunun anlamı çok açık: Zihnim sürekli olarak okuyucuların ve yarattığım karakterlerin duygularıyla, ruh halleriyle meşgul. Dahası, bu durum dünyayı başka insanların perspektifinden görmenin yarattığı hazla meşgul olduğum anlamına da geliyor.”
*En sevdiği kitap: Anna Karenina.
“Anna Karenina gerçekten de harika bir romandır zira romanın her cümlesi inanılmaz derecede güzel işlenmiş. Dahası, romanın kompozisyonu hem karmaşık hem de anlaşılır bir vaziyette.”
*Halihazırda okuduğu kitap: Patricia Highsmith, Günlükleri ve Defterleri: 1941-1995.
*‘Keşke yazmış olsaydım dediği’ kitap: Yaşlı Gemici.
*Favori filmi: “Roma’nın tıpkı İstanbul gibi olduğu Fellini’nin 8½ adlı filmi.”
*En sevdiği oyun: “Macbeth derdim zira bu oyun ihanet, suçluluk hissi ve iktidar hakkında. 1963 yılında ben henüz 11 yaşındayken, İstanbul’daki İngilizce öğretmenim İngilizce metni ve metnin Türkçe çevirisini öğrencilere okumuştu. Harold Pinter’ın İhanet adlı oyunu, aynı duyguyu daha farklı bir bağlamda dramatize ederek ele alır. Oyun tasarım açısından çok etkileyici olsa da çok daha az çekici bir konusu vardır: Zina.”
*En sevdiği dizi: Netflix’te yayınlanan Bir Başkadır.
*En sevdiği müzik parçası: Çaykovski’nin 1812 Uvertürü.
*Pamuk’u ağlatan son film: Alfonso Cuarón’un Roma filmi.
*”Keşke öğrenseydim” dediği şey: Photoshop ve diğer kurgu programları.
*Sahip olmak istediği tablo: “Kendi emeğimle yaptığım bir tablo olurdu.”
*En mutlu olduğu yer: “Trafiğin az, futbol oynayan çocukların bol olduğu İstanbul’un arka sokakları. Ayrıca, muhtemelen yazı ve denizi sevdiğim için vakit geçirmekten büyük keyif aldığım Adalar’ı da söyleyebilirim.”
*En suçlu hissettiğim kültürel zevk (Guilty pleasure): “Akşam yemeğinden sonra yaklaşık 10 dakika boyunca oldukça hızlı bir biçimde bir TV kanalından diğerine geçip her şeye sinirlenmek.”
*‘Bir akşam yemeği partisi veriyorum ve davet edeceklerim hangi isimler olurdu’ sorusuna yanıtı: “Edgar Allan Poe, Italo Calvino, Virginia Woolf ve Thomas Bernhard’ı davet ederdim ve onlarla verimli bir sohbet etmeye çalışırdım.”
*Güzel bir akşamı heba ettiği durumlar: “Herkesin açık bir biçimde ya da kılık değiştirmiş bir biçimde Erdoğan fanatiği olduğu çeşitli Türk televizyon kanallarında siyasi tartışmaları izleyerek çok ama çok akşam harcadım.”